e-günlük

Gönüllü doğdum senin için

GÖNÜLLÜ DOĞDUM ZATEN…

“Hayat kendiliğinden ne iyi, ne kötüdür: Ona iyiliği, kötülüğü katan sizsiniz.” diyor Montaigne, Denemeler‘inde… Ve bunu da insanın uslanmak bilmez gönlü belirliyor daha çok…

Ve bu gönül yeni oyunlar oynama devam ediyor. Bir bilinmezin peşinde sürüklüyor beni.  Sen ardımda duruyorsun bugün ve ben isminin altına imzamı atıyorum. İlk defa… Dedim ya, bir rüyanın ortasında kalakaldım. Aylar öncesinde derin bakışları yakaladım yine bugün. Ve bir oyuna başladık  seninle. “Çocuk oyuncağı” dedin… Bu kadar basit olmasın ve bitmesin bu oyun…

ÖNEMLİ OLAN NE GÖNÜLLÜSÜ OLDUĞUN DEĞİL, GÖNÜLLÜ OLDUĞUNDUR.

“Sen Deniz Feneri, hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun” diyor A.ERDOĞAN ve ekliyor: “İnsanlara ışık tutmaya devam ediyor musun?” Işık mı tutuyoruz, yol mu gösteriyoruz, yoksa yol mu açıyoruz çok da önemi yok. Biz gönüllü doğmuşuz, gönüllü yaşıyoruz. Ve yürüdükçe yaşam denen yolda, öğreniyoruz: nerede, ne gönüllüsü olmanın değil, özümüzde gönüllü olmanın önemli olduğunu. Dernekler, vakıflar üstü olup, insanlar için gönüllü olmanın bilincini taşıyoruz. Bugün bir okula kütüphane kuruyor, yarın bir yoksulun kapısına sessizce erzak bırakıyoruz. Burculara kitap okuyor, Buraklara resim çizmesini öğretiyoruz. Paranın sahip olamadıklarını hatta unutturduklarını yeniden hatırlatmaya, dertlere derman olmaya çalışıyoruz.

Bir önceki Edebiyatın kahramanı, korkunç cinayetin kurbanı Sabahattin Ali başlıklı yazımda Atilla Özkırımlı, Filiz Ali ve kürk mantolu madonna hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın