e-günlük

Bir varmış, sanki hiç yokmuş

İnsanlardan bir insan. Benim ya da sizin hayatınızdan herhangi biri. Adı içimizden birinin adı. Varlığı belli, yokluğu şüpheli… Kim olduğunun ne önemi var; bu hayatı hep beraber paylaşmıyor muyuz sanki…

Uyumak zor oluyor, başka şeyleri düşünmek de… Senin üzüldüğün kadar o da üzülüyor mudur acaba. Sen düşünüyorsun, o hatırlıyor mudur ki. Yürümeyi bırak, nefes almak bile zor oluyor. Nereye yürüdüğünü bilmiyorsun, yediğin lokmaların nereye gittiğini de… Ben adını koyuyorum ama her defasında başka şekillerde. Çünkü her seferinde kılık değiştiriyor, başka bir isimle başka şekillerde çıkıyor karşıma.

Bitmek bilmez bir masal bu. Sadece benim ömrümle sınırlı bir yaşam serüveni. Dostluk, arkadaşlık, aşk, sevgili maskelerinin geçit töreni bu hayal alemi. Üzerine alınması gereken öyle çok insan var ki bu yazıdan.

Bir kişi değil, bin kişilik bir ordu var yüreğimde. Taşıması öyle zor, sahip olması öyle güç, doyurması öyle imkansız ki…

Sadece bu cümlem bin kişiden birine…  Savaşın ortasında mı terk edilir kahramanlar? Benim seyrettiğim filmlerde böyle değildi. Sen yeni bir senaryo yazdın ve şaşırttın beni finaliyle… Yazık oldu… Bana değil, sana. Ben inadına tek kişilik bir orduyum hala.

Bir önceki Edebiyatın kahramanı, korkunç cinayetin kurbanı Sabahattin Ali başlıklı yazımda Atilla Özkırımlı, Filiz Ali ve kürk mantolu madonna hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın