e-günlük

Kasım’ı bitirirken

Bakmadan yürüdüm önüme…

Kafamı kaldırıp bakmadım bile…

Hiç yapmadığım bir şeyi yaptım bu sayfalarda… Birkaç saat önce yazdığım günlüğü sildim. Okuyan oldu mu bilmiyorum. Gizli saklı olduğundan değil ya da yazdığıma pişman olduğumdan… Hayatımda var olmayı hak etmeyenin, sanal dünyamda da var olmaması gerektiğine inandığımdan…

Uçurtmam En Yukarda!

Ferit’le “misafir kalem” üzerine konuştuğumuzda Aralık’ta sayfama özel yazacağı yazının içeriğini kendisine bırakmıştım. Böyle de olması gerekiyordu. Ferit, yazacağı yazının içeriği konusunda ciddi tereddütler yaşamıştı. Az önce messengerda bana yazının hazır olduğu müjdesini verdiğinde e-postayı büyük bir heyecanla açtım. Ve içinden en yüksekte uçan bir uçurtma çıktı… Ve kanlı gözyaşları…

Ferit, çocukluğunun bir döneminde kendisinde derin iz bırakan bir anısını kaleme almış bu sayfalar için. Açıkçası bu kadar gerçek ve içten bir yazı beklemiyordum. Okudum, okudum, okudum… Gecenin bir vakti, kendimle yüzleştim, duygulandım, hüzünlendim… Kendimi Ferit’le özdeşleştirmeye çalıştım.

1 Aralık’ ta bu sayfalarda yer alacak “küçük bir çocuğun kanlı gözyaşları.” Teşekkürler BRoNZER*… Yüreğini böylesine açtığın, duygularını cesurca paylaştığın için…

Bu yazı, blogcu.com’daki ilk kaydından buraya 15.04.2017 tarihinde taşındı.

*Ferit’in 2005 yılında blogcu.com’daki adı ve adresi bu şekildeydi.

Bir önceki Edebiyatın kahramanı, korkunç cinayetin kurbanı Sabahattin Ali başlıklı yazımda Atilla Özkırımlı, Filiz Ali ve kürk mantolu madonna hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın