e-günlük

Edebiyatçıların Edebiyatı

Çalışma masamın üzerinde epey bir süredir duran ve her akşam sindire sindire okuduğum bir çalışmaydı Yüz Yüze Konuşmalar – Yaşayan Edebiyat. Henüz birinci cildini bitirdiğim ve ikincisini okumak için sabırsızlandığım kitap, Telif Hakları Derneği tarafından hazırlandı ve Temmuz 2018’de Grand Pera Emek Sahnesinde yapılan davette katılımcılara hediye edildi. İçinde 50 edebiyatçının, yine 50 edebiyatçı tarafından kendileriyle yapılan söyleşiler yer alıyor. Bu anlamda çok kıymetli.

Devamını Okuyun
e-günlük

Fazıl Hüsnü Dağlarca ölmüş. Yaşıyor muydu ki?

Fazıl Hüsnü Dağlarca‘nın yaşadığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım, henüz lise sıralarındaydım. Edebiyat ders kitaplarında genelde hayatını kaybetmiş büyük yazar ve şairlerin isimlerini görmeye alıştığımız içindi belki de bu şaşkınlığım. Sanki yaşayan bir edebiyatçı büyük bir edebiyatçı olamazdı, illa ölmüş olması gerekirdi. Zaten Fazıl, Hüsnü ve Dağlarca gibi üç kelimeli ve kulağa kocaman gelen bir isim de anca ölmüş bir usta şair olabilirdi. Oysa gerçek öyle değildi, Dağlarca henüz yakın bir tarih sayılan 15 Ekim 2008 tarihinde 94 yaşında vefat etti.

Devamını Okuyun
e-günlük, VideoBlog

Canlı Blog Sohbetlerinden Arta Kalanlar

Yukarıdaki videoda, YouTube’ta blog yazarlarıyla yaptığım canlı yayınlardan son üçünün eğlenceli anlarının kolajı yer alıyor. Bu, canlı yayında yapılan “Blog Sohbetleri”nin beşinci kolajı. 27 Mayıs 2017 tarihinde Taner Kandemir ve Yalçın Güler‘le başladığım canlı “Blog Sohbetleri”ni, on altı ay sonra 16 Eylül 2018 tarihinde Dilara Tan Ersöz‘le yaptığım söyleşiyle sonlandırdım*. Bugüne kadar 18 blog yazarıyla 16 canlı yayın yaptım. Yayınlarda toplam 18 saate yakın sohbet ettik. En uzun canlı yayını Oğuz Gülay‘la (1 saat 49 dakika), en kısa yayını da Dilara Tan Ersöz‘le (31 dakika 55 saniye) gerçekleştirmişiz.

Devamını Okuyun
e-günlük

Yeni Medya Ne Kadar Yeni?

Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat‘ın Akbank Sanat’ta başlattığı “Yeni Medya Söyleşileri”nin üçüncüsüne katıldım. Konusu “Yeni Medya ve Yayıncılık”, konuğu onedio.com’un kurucusu Kaan Kayabalı’ydı.

Devamını Okuyun
e-günlük

Hikâye mi Öykü mü

Kelimeleri, bazen bilinçli bazen bilinçsiz şekilde kullanırız. Bu, bizim kültürel birikimimizle ilgili ipuçları verir. Eş anlamlı kelimelerden hangisini kullandığımızın da çoğu zaman farkına varmayız ama hangisini tercih ettiğimiz de bizim hakkımızda fikir verebilmekte. “Bütün” mü diyorsun “tüm” mü? “Ayrıntı’yı mı kullanıyorsun “detay”ı mı? “Kelime”yi mi yoksa “sözcük”ü mü daha çok kullanıyorsun? “Mesela”yı mı “örneğin”i mi tercih ediyorsun? diye sorduğum arkadaşlarım olmuştur, kısa bir şaşkınlık yaşayıp bunun üzerine daha önce hiç düşünmediklerini söylerler, eş anlamlı kelimelerden hangisini kullandıklarını sorgularlar. Bu kez de “hikâye mi öykü mü?” bunun üzerine düşündüm. İlk bakışta eş anlamlı gibi görünen bu iki sözcük aslında tam olarak aynı anlama gelmiyor. Örneğin Doğan Aksan da dilde eş anlamlı sözcük olamayacağını savunuyor. Hikâye nedir, öykü nedir, biraz daha yakından bakalım:

Devamını Okuyun
e-günlük

Blog yazmaya yeni başlayacaklara önerilerim

E-günlük olarak tanımladığım blog yazmaya başlayalı tam 13 yıl 6 ay oldu. Gerçek anlamda günlük tutmaya ise 25 Ekim 1995 tarihinde başlamışım. Geçen gün, eski günlüklerimi tekrar elime alıp karıştırırken hatırladım. Defterde başlayıp internet ortamındaki bloğa uzanan günlük tutma maceramın ilk ateşini Çocuk Kalbi adlı eseriyle Edmondo De Amicis ateşlemiş. Bunu, yirmi dört yıl önce şu cümlelerle anlatmışım: “Böyle günlük yazmaya nasıl başladım, nerden ilham aldım biliyor musun? Çocuk Kalbi adlı kitaptan. Edmondo De Amicis yazarıydı. Bir çocuğun günlüğünde yazanları bir kitapta toplayıp anlatmış. Çok güzeldi ve bunun bana yararı çok oldu. Gerçekten kitap okumak çok yararlı ve insanlara bazı konularda çok yardımcı oluyor.”

Devamını Okuyun