…bir e-lektronik yaşam projesi

Peyami Safa‘nın Eğitim-Gençlik-Üniversite adlı kitabında alıntılanacak faydalı ifadeler çok fazla. Özellikle Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerine bu kitabı tavsiye ediyorum. Yazar, kitabının bir bölümünde kitap okumanın kurallarını maddelemiş.  İlk beş maddeyi Fransız yazar André Maurois‘ten alıntıladıktan sonra on maddeyi de kendisi sıralamış.

Kitap kurtlarının aslında bildiği ama bazısına uymadığı kitap okuma kuralları şöyle: {Devamını oku}


Bu sezon (2007-2008) kış biraz uzun sürdü, ilkbaharı bile etkisi altına aldı, şakır şakır yağmurlar yağdı, etrafı sel götürdü diye hepimiz Küresel Isınma’yı unutmuştuk. Sıcaklar kendini biraz göstermeye başladı mı felaket çığırtkanları yine “kuraklıktan, kıtlıktan” dem vurmaya, belediyeler “su tasarrufu” için duyurularda bulunmaya başlıyor. Verilen tepkiler ne denli haklı, aslında küresel ısınma ne ve masum su tasarrufu projeleri bu dertten kurtulmaya yeterli mi? bunları konu edinmiş Sivil Toplum Dergisi 20. sayısında. Ve bakın araştırmacılar hangi acı gerçekleri kaleme almış: 

- Antartika’da (Güney Kutbu) son 50 yıl içinde hava sıcaklığı 2,5 C artmış ve 7 dev buzul kitlesinin alanı 1970 yılından beri 13500 kilometrekare daralmıştır. 

- (Kutuplardaki) Yaklaşık 12 bin yıllık olduğu tahmin edilen 3250 kilometrekarelik 750 ton ağırlığında buz kitlesi ana parçadan ayrılmış ve binlerce aysberge bölünmüştür.

- Grönland’da 1970′li yıllardan beri buzulların %30′unu oluşturan kısmı eriyip kaybolmuştur. Bu adada yılda 100-150 kilometreküp buzul eriyor. Bu buzulların tamamının erimesi halinde okyanus sularının 7 metre yükseleceği hesaplanmaktadır.

- Çocukluğumuzda “Klimanjora’nın Karlı Dağları” filminde gördüğümüz o dağların kar ve buzullarından artık hiçbir iz yok.

- Erciyes, Nemrut, Kaçkar ve Süphan dağlarındaki kar ve buzullar hemen hemen yok olmuştur. Hakkari’nin Cilosat dağlarında yaklaşık 20 bin yıllık olduğu tahmin edilen ve kalınlığı yer yer 30 metreyi bulan buzulların erimeye başladığı, birkaç yıl içinde tamamen yok olacağı bildirilmektedir.

- Konya Kapalı Havzası’nda yer altı su düzeyleri 20-40 metre kadar düşmüştür. WWF-Türkiye tarafından bu su düzeyi 15 metre kadar daha düşerse Tuz Gölü’nün tuzlu suyu ile tatlı yeraltı sularının karışacağı bildirilmektedir.

- Hollanda-Danimarka gibi ülkelerin, New York ve Londra gibi kentlerin sular altında kalacağı bildirilmektedir. Bu öngörüler kısmen gerçeklemeye başlamıştır.

- Kuraklık ve susuzluk nedeniyle milyonlarca insanın “iklim mültecileri” olarak göç edecekleri bildirilmektedir. {Necmettin ÇEPEL}

- BM raporlarına göre dünyada bulunan suların yarısı kirlenmiş durumda. Dünyadaki belli başlı akarsulara günlük 2 milyon atık boşaltılıyor.

- Kişi başına düşen su miktarı son 30-40 yıldır düşüşte. 1989 yılında kişi başına düşen 9000 metreküplük su oranı, 2000′lerde 7.800 metreküpe düştü. {Dilaver DEMİRAĞ}

Son bir not da 30.05.2008 tarihli Radikal Gazetesi‘nden. Doğa Derneği‘nin araştırmasına göre Tuz Gölü ve çevresindeki Tersakan, Bolluk, Kulu gölleriyle Eşmekaya Sazlığı tümüyle kuruma noktasına geldiği için bu göllerde üreyen ve beslenen en az 30 kuş türünün bölgeden silindiği tespit edildi. Ve Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semih Ekercin, önemli bölümü son yıllarda olmak üzere Tuz Gölü’nün 90 yılda % 85 küçüldüğünü belirledi. Buna bağlı olarak bölgedeki kuş nüfusu da eridi.

Bu yazıyı sıkıcı bulup okumayanlar da, benim gibi Küresel Isınma’yı ciddiye alanlar da aslında çok iyi biliyor: Bu ateşte hepimiz beraber kavrulacağız. Başka dünya yok, su kaynakları hızla kirleniyor ve besinler tükeniyor.


Can DÜNDAR imzasını taşıyan ve Atatürk’ün son 300 gününün anlatıldığı Sarı Zeybek belgeselini seyrederken çarpıcı bir detay dikkatimi çekmişti. Türk doktorlarıyla arası iyi olmayan biri olarak bunun üzerine bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm haftalarca. Beni Türk hekimlerine emanet ediniz sözünü Ata, hangi durum ve sebep karşısında sarf etmişti ve o gün bu gündür Türk doktorları bu durumdan nasıl da vazife çıkarmışlardı. {Devamını oku}


e-vren günlüğü’nün arka penceresinde en keyifli işlerden biri her yılın sonunda onun istatistik detaylarını çıkarmak oluyor. Raporları incelerken epey ilginç ve ayrıca komik bilgilerle karşılaştım. Komik’ten kastım arama motorlarıyla e-vren günlüğü’ne ulaşanların hangi arama’larla buraya düştükleri ;) Bu konu, haftalarca sürecek ayrı bir yazı dizi olacak gibi ;)

2009′da dünyadan 69 ülkenin, Türkiye’den 45 şehrin ziyaretçisini ağırlamış e-vren günlüğü. Her yıl olduğu gibi evrengunlugu.net’in merkezi Aydın, ziyaretçi sayısı bakımından 4. sırada yer alıyor ;) İstanbul, Ankara ve İzmir yine başı çekiyor.

İstatistik bilgilerinde {Devamını oku}


{Ocak ‘10 Gönüllü MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

evrengunlugu.net'in notu:Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına destek amacıyla evrengunlugu.net olarak başlatılan Misafir Kalem Olmanın Yolu 3430′dan Geçiyor projesine kısa mesaj ile bağışta bulunan sevgili Zeynep Çiğdem‘e teşekkür ediyorum. Gönüllü MisAfir KaLeM olma sırası 3430′a mesaj atma sırasına göre belirlenmiştir.

Tebdil-i mekandaki ferahlık kaç gün sürer ya da insanın cehennemini de beraberinde götürdüğünü anlaması için kaç gün geçmelidir?

Herhangi bir sebepten dolayı bir mekandan, bir şehirden hatta bir evden soğuyunca insan; en kolayı “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” sözüne inanıp uzaklaşmak, gitmek kimine göre de kaçmak oluyor. Önce “uzaklaşmalıyım birazlar” , “gidiyorum”a dönüşüyor. Gidiyorumlara bir bakıyorsunuz “kaçmak” oluvermiş çoktan… {Devamını oku}


Aşk, sevgi, kararsızlık, korku, şok… Hayatımdaki suskunlukların pek çok sebebi var. Ama en çok, gönlüm AŞK’a bulandığında susuyorum. “Böyle durumlarda kendini geri çekiyorsun” diyenlerin aksine aslında ben kendimi çok fazla veriyorum.

İstanbul, 2004 yılından beri benim için özel bir yere sahip. Onun içinde yer alanlar {Devamını oku}


Aşkın tarifi de manası da farklı herkeste. Şiirlerde anlatılan aşk‘lara rağmen herkes kendince, kendi aşkını yaşıyor.

Mecnun’a baksan aşk‘ı başka. Kerem’e sorsan aşk değil Mecnun’unki.. Mevlana, beğenmeyebilir Kerem’in sevdasını; Yusuf da Mevlana’nınkine bir anlam veremeyebilir. Yunus, “Aşk, benim” diyebilir ya da hepsininkini kabullenebilir.

Aşk adına nerede ne yazılırsa yazılsın ne söylenirse söylensin insanoğlu, sevda‘ya düşünce ancak kendi yaşadığı gerçeği bilir. Aşk, yerleştiği her gönülde kendi tanımını yeniden yazar.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.


Doğsaydı, ismi Mehmet olacaktı. Buna rağmen daha doğmadan isminden sürekli bahsettirdi; herkese nefeslerini tutturdu. Beyinlerdeki onlarca soru işaretine sebep olan  Hüss’ün doğmamış minik kardeşi, aylar önce yaptığı iki sürprize bir yenisini ekledi Aralık 2009′un son pazartesi günü… Hüss dün gece, hem içten içe kıskandığı hem de kavuşmayı merakla beklediği Mehmet kardeşini kucaklamak yerine hayatındaki ikinci “ölüm” karmaşasını kucakladı. Doğsaydı Mehmet olacaktı; Mehmet yaşasaydı Hüss, “ağabey” olacaktı…

2009′un son aylarını boğazında bir düğümle geçiren ailem, yılın son günlerini büyük bir hüzünle hatıralar defterine not etti. Bu, ömrümün yazılı hafızası {Devamını oku}