…bir e-lektronik yaşam projesi

Kusarsam eğer, sosyal paylaşım sitelerinden kusacağım. Hem de öyle iğrenç bir şekilde, hiç temizlenmeyecek bir halde olacak bu.

Friendfeed, facebook ve google reader yoluyla kaç blog yazarının yazısını takip ettiğimi -üşengeçliğimden- hesaplamadım bu yazıdan önce. Ama mesele şu ki*, blog tutmaktan twitlemeye kayan benim cânım internet yazarı arkadaşlarım, birbirleriyle aynı konuları paylaşa paylaşa böğ getirtmeye başladılar.

En son neydi… Hatırladım, Manga’nın 2010 Eurovision şarkısı! TRT, yarışmaya katılacak şarkımızı açıkladı, üç gün bütün bloglarda bunun üzerine yazı yazıldı, şarkının videosu yayınlandı. Ahmet hapşırıyor, bütün bloglarda Ahmet’in hapşırmasıyla ilgili yazı; Ayşe tıksırıyor bütün bloglarda Ayşe’nin tıksırmasının videosu :)

Türkiye’deki gazetelerin birbirleriyle aynı manşeti atarak piyasaya çıktığı tek bir gün gördük mü: Hayır! Peki, yeni çağın modern medyası niye konu üretme, mesele ele alma konusunda bu denli kısır? Üç beş yıl önceye kadar yazıların kopyalanıp oradan oraya taşındığından şikayet ederdik; şimdi bizim yaptığımız aynı konuyu ele alıverme üşengeçliğinden başka bir isimle daha nitelendirilemez mi?

Bir iki arkadaşım dışında diğer blog yazarlarının ne yazdığıyla çok da ilgilenen, onları önemseyen biri olmadım. Ancak blog aleminde yer edinmiş isimleri takip ediyor olmam da işimin gereği. Üstelik, blog yazarlığında beş yılı geride bırakmış biri olarak bu kadarcık serzeniş de hakkımdır.

Kayhan gibi yapacağım neredeyse, bir sinirle ne kadar sanal profil varsa kapatacacağım. Bu sefer de epostanın ötesinde bana ulaşmaya çalışanlara haksızlık olacak. Ama aynı sosyal ağda aynı videoyu paylaşıp duran onlarca insanın bu tavrından çok sıkıldım. Facebook’un adını videobook diye değiştirseler yeriymiş!

*TDK Yazım Kılavuzu’nun 2008 baskısındaki kurala göre bağlaç olan “ki”, kendisinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.


Ben
her zaman
konuşmam,
Ben senin
susmalarını dinlerim.

dedi Özdemir ASAF. Konuşamıyorum bilirsin, yorulur beynimle yüreğim. Sen, anlatmamı istersin, seversin sözlerimi. Ben de susmalarını severim, susalım isterim. Dil konuşunca, göremiyor insan birbirinin gözlerini. Sus benimle, bak gözlerime…


Bu yazıyı yazmaya başlamadan birkaç saat önce -12 Mart Cuma saat 21.00* gibi- kardeşim Ziya ile Deniz‘in söz kurdelelerini kestik. Beş yıllık arkadaşlığın üzerine haftalardır süren kız isteme ve söz kesme heyecanı dün akşamki merasim itibariyle son buldu. Deniz’le Ziya’nın e-vren günlüğü’nde yer almış ilk not ve fotoğraflarını bulmak istedim ama yorgunluktan bunu daha sonraya erteledim. Oğlumuzla kızımıza mutluluklar diliyor, söz ve nişanda sıramı kendilerine vermiş oslam da düğün konusunda benden önce davranmamalarını rica ediyorum ;)

*TDK Yazım Kılavuzu 2008 baskısındaki yazım kuralına göre saat ve dakika arasına iki nokta (:) değil nokta (.) konur.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.


Çok kızıyorum, Türkiye’deki STK‘ların bazıları gönüllüleriyle etkileşimi bir türlü sağlayamıyor. Gönüllünün gönlünü hoş tutacaksın; çünkü maaşı verip çalıştıracak elemanı bulursun ama para versen bile kimseye gönüllülük yaptıramazsın.

Bugün Hikmet‘le beraberdik. Uzun bir aradan sonra görüşünce en uzun soluklu sohbetlerimizden birini gerçekleştirdik. O konuşurken bir an düşündüm ki internet sadece hayatımdan birilerini alıp götürmüyor; çok sıkı arkadaşlıkları da hayatıma dâhil* edebiliyor.

Gaxxi.com, BerilTech’e satılmış. Bir de marifetmiş gibi epostayla haber veriyorlar. e-vren günlüğü’nün e-vren günlüğü olduğu yıllar Gaxxi’deydim evet ama onlar değil miydi beni en sonunda çıldırtıp wordpress’e taşıttıran. Döndüm baktım, deli para ödediğimiz Gaxxi onca yıldır zerre yenilememiş kendini. İnternet burası ya, köydeki berber dükkanları bile yılda bir badana yaptırıyor.

Ne saçma kızlar var, senden kalemini istiyor, pis pis sırıtıyor sonra senden aldığı kalemle duvardaki sigara içilmez uyarısının üzerine bir telefon numarası yazıyor: 0256 ile başlayıp 212 ile devam eden bir numara. Eğer doğruysa zarf atmışlar; eğer yanlışım yoksa benim hiç pul koleksiyonum yok ;)

Geçen haftalarda Eyyvah Eyvah‘ın İzmir Balçova Kipa CineBonus’taki gala gösterimine davet edilmiştim. Mümin Erakbaş sağolsun, beni unutmamıştı. Bir aksilik oldu gidemedim, oysa Demek Akbağ hayranlığım hat safhadadır. Şimdi galasına davet edildiğim filme Aydın’da para verip gitmek koyacak bana. Facebook’un her yerinde Eyyvah Eyvah’ın fragmanları karşıma çıkıyor; ne sinir bir durum :)

Alo orada mısın? diyor İzmir yıllardır. Bugün de dedi, her zamanki gibi oradayım diye cevap verdim :) O uzun telefon görüşmelerinden sonra “İzmir’e gitmek lazım” diyorum ama sonra yine üşeniyorum. KPSS netlerim aklıma geliyor, moralim bozuluyor :/

Belki de tek iyi haber. İşi inada bindirmiştim, gözümde efsaneleştirmiştim, çölde vaha gibi görmeye başlamıştım bu objektifi. Canon 450D’yi aldığımdan beri hiç çıkarmadığım lensi nihayet söküp iç gıcıklayıcı fotoğraflara imza atan 50 mm f/1.8 II‘yi takabildim. İlk sınavı yarın Ziya‘nın kız isteme ve söz merasiminde verecek benim minik dev objektifim ;)

*Söz konusu ”dâhil et-” kullanımı, TDK Büyük Türkçe Sözlük’tekine uygun olarak yazılmıştır.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.


e-vren sözlüğü (3)Meymenetsiz: Ben bu kelimeyi uzun bir süre meymeletsiz diye söylerdim. Uğursuz, suratsız, huysuz anlamlarına gelen sözcük Arapça’dabereket, mutluluk, uğurluluk anlamına gelen meymenete Türkçe yokluk eki -siz getirilerek sıfatlaştırılmış.

Fodul: Hem kel hem fodul deyiminden tanıdığımız bu kelime de Arapça bir sıfat olan fudülün üstünlük taslayan, kibirlenen anlamıyla Türkçe’deki yerini almış kullanımı.

Rezil Rüsva Olmak: Aslında bu kullanımda ciddi bir anlatım bozukluğu var ama artık deyimleşmiş olduğu için biz şimdilik “full dolu”lara kafayı takmış durumdayız. Rezil, Arapça’dan dilimize geçmiş alçak, aşağılık anlamlarına gelen bir sıfat. Rüsva da Farsça bir kelime ve yine rezil anlamına geliyor. Böylece biz bu deyimi kullanırken düştüğümüz aşağılık durumu hem Arapça hem Farsça söyleyerek pekiştirmiş oluyoruz :)

Bu yazının bibliyografyası:
Türkçe Sözlük; TDK
Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat; Ferit Devellioğlu

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.


Herkes tarafından yorumlandı Kâinattaki AŞK. Aslında TEK, BİR kez yorumladı KENDİ AŞK’ını. Biz O’ndan öğrenirken bunu, bizim ezberlerimizi bozan nice faniler çıktı yollarımıza, girdi hayatlarımıza; kendi aşklarını öğretmeye kalktılar.

Okunduğu gibi yazılmıyor AŞK; yazıldığı gibi de yaşanmıyor. Oysa O’ndan öğrenirken AŞK’ı yaşamayı ve yaşarken yazmayı, faniler girdi gönüllerimize, tuttular kalemlerimizi, yazdılar kendi aşklarını.    

Derin bir sükûnetle* yüklü bu Kâinat. Zaten AŞK’ın mayasından değil midir sessizlik. Ve arasındaki ince çizginin sessiz bir çığlığı değil midir, Sen ile Sensiz’lik. Halbuki biz karmaşayı da O’nunla sükûnete çevirirken gürültülü faniler bozmadı mı sessizliğimizi?

Giden hep Tebrizi’dir; kalan ve bekleyen Mevlana. Onca acıya rağmen sorsam “gitmeyi hiç düşünmedin mi?” diye “düşünmedim asla” demez mi Aşk-ı Mevlana? Çünkü “arayan bir gönül, nasıl giden bir gönle dönüşür?” diye hesap sormaz mı Şems, sevdasının tutsağına?

Yolum yok Kainat’ın Efendisi; bir yol aç bana! Aşk’tan yana yetimim, Sen Aşk’ol bana! Sükûnetim derindir, sebeplidir; sessizliğimi bozma! Koca bir Evren’de küçücük bir evrenim; n’olur… n’olur karıştır beni Kâinatına! 

Okunduğu Gibi Yazılmaz Aşk yazısının yazılma süreciyle ve yazıda kullanılan fotoğrafla ilgili detaylar evrengunlugu/facebook‘ta.

* Yazıda geçen “sükûnet” sözcüğü TDK Yazım Kılavuzu’nun 2008 (25.) baskısındaki kullanımına uygun olarak yazılmıştır.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına 5 TL’lik bağışta bulunun.


Hülya‘nın daveti üzerine Hakan‘la birlikte bu akşam ADÜ Atatürk Kongre Merkezi‘ndeydik. İzmir Devlet Opera ve Balesi‘nin Türkiye Renkleri Grubu’nun türkülerimizi klasik Türk müziği* ve batı  müziği ile yorumladıkları çok ilginç performanslarını hayranlıkla seyrettim. Ayrıca Aydın efesini baleyle yorumlamışlar, semazenle balerini aynı sahenede harmanlamışlardı.

Bugün hayatımda ilk kez bir bale seyrettim.

Bir soprano ile bariton sanatçısı dinledim.

Bir Aydın Valisi’ni ilk kez araçla solladık :)

Yine şirinliğinden bahsettiğim ADÜ Rektörüyle meğer sırt sırta olduğumuzu farkettim :)

Dönüş yolunda yine Vardar Pastanesi‘nde saleplerimizi içtik hatta 1 TL borçlandık :)

Gece evde bir taraftan Kemal‘e {Devamını oku}


Bir iyi bir kötü haberim var. Kitap-lık dergisinin Şubat sayısını almayı yine unuttum, geç hatırladım ve yine bulamadım. 2008 Şubat sayısında askerdeydim, çarşı iznimin büyük bir kısmını koca Elazığ’da Kitap-lık aramakla harcamıştım. 2009 Şubat sayısını da yine dalgınlıkla unutmuştum. Becerebilirsem son üç yılın Şubat sayılarını internetten satın alacağım. YKY Şiir Yıllıklarını neden bu kadar önemsiyorum, bilmiyorum…

İyi haber, Çağan Irmak‘ın son filmi Karanlıktakiler‘i seyrettim. Ekim 2009′da vizyona giren filmi, içimde kocaman bir hüzün, bardağımda sert bir nescafe, üzerimde polar battaniye ve hiç alışık olmadığım ama çok da keyif aldığım tatil perşembenin tadını çıkararak -henüz- seyredebildim.

Çağan Irmak’ı Babam ve Oğlum‘la tanımış, ismini bir daha da unutmamıştım. Ulak ve Yumurta ile {Devamını oku}