Haz 27

Cuma öğleden sonra öğrencilerim Burcu ve Mehmet Emin‘in doğum günü sürprizi vardı bana. Pınarbaşına gittik; mum üfledim, pasta kestim ama çakıyla :) Sonra semaverde çay keyfi yaptık. Doğal olarak üç beş fotoğraf çektim :)

Eve girmemle çıkmam bir oldu. Sevil gelmişti İngilerete’den KPSS için. Türkiye’nin en zeki öğretmenlerinin seçimine o da katılacaktı. Konuşacak bir dünya konumuz birikmiş. Anlatmadığım ve dinlemediğim hiçbir detay kalmadı sanırım :)

Yılın son doğum günü kutlaması için gecenin bir vakti abimlerin mutfağındayız :) Ziya, yılın sürprizini yaptı bana. Askere gitmezden önce bir yerde satılık çok eski bir daktilo gördümdiye bahsedip durduğu daktiloyu alıp ellerime tutuşturdu. e-vren günlüğü’nü artık kapatıyorum; dijital ortamda değil daktilomda beyaz kağıtlara yazıp kendime saklayacagım yazdıklarımı :)

Ve cumartesi sabahı. KPSS günü… Çaprazımda oturan bir öğretmen adayı bayan; yediği gofereti optik cevap kağıdı üzerine  bilinçsizce bırakınca kağıt haliyle çikolata oldu. Kızın tavırlarını şaşkınlıkla seyrederken sınıfımdaki herkesin edebiyat mezunu olduğunu farkettim. Sol yanımda oturan sıraya sığmayan gelişmişlikte ve yaşta arkadaşın sürekli bacağını sallamasına sinir olurken; salon görevlileri de arkadaşı bir türlü fotoğrafındaki haliyle ilişkilendiremediler :) Sigorta kartına kadar almadıkları belge kalmadı sanırım… Öğleden sonraki oturumun ilk birinci saati dolunca sınıftakilerin yavaş yavaş çıkmaya başlamasına ben dahil salon görevlileri de şaşırmıştı. Ters giden bir şeyler olduğunu o an anladım. 150 soruyu bitirip arkama yaslandıktan sonra farkettim ki bu yıl ÖSYM; Türkiye’nin en zeki öğretmenlerini arıyordu :)

Zor ya da kolay; iyi ya da kötü; her şey geride kaldı. Akşam İnvirliova’ya Harun‘un yanına gittim. Sonra onunla beraber Kardeşköy’e gittik; asker arkadaşım Metin‘i görmeye. Gece vazli hazırlamaya koyuldum. Aylardır planladığım üzere yarın akşamüzeri kısmetse Ankara’dayım. Hafta sonuna doğru da İstanbul’a geçmeyi planlıyorum.

Haz 25

Hüss‘ü çok özlemiştik ki tam babalar günü döndü Aydın’a. Doğum gününü önce telefonda sonra da gecikmeli olarak babasının babalar günüyle ortak kutladık :) Yıllardır olduğu gibi bu yıl babalar gününde adresimiz yine canım abimdi.

Türkiye’nin en sıcak illerinden birinde yaşıyor olmanın dayanılmaz bunaltısı ile fotoğraf çekmeye devam ettim elimden geldiğince.

Sevdiğim birkaç arkadaşımla görüştüm. KPSS’ye çalışıyorum bahanesiyle kimisiyle de görüşemedim :(

Bu yılki doğum günümü ilk kez 22 gün önce öğrencilerimle kutlamıştık. Dün de İlknur ve Fatih sürpriz yaptılar bana. Ziya, pöfür pöfür nargile içti. Denesem mi denemesem mi diye kararsızlıklar yaşarken “kötü şeylere” alışmayayım deyip vazgeçtim. İlknur da Fatih de pek sevdiler nargileyi. Ben tıpkı sigara kokusunu sevdiğim gibi nargile kokusuna da bayılıyorum. Tadı eksik kalsın :)

Son bir haftadır gelen epostalar karşısında çok duygulanıyorum. Hepsi çerçeveletilip asılacak özellikte. Birgün internetten elimi ayağımı çekeyim desem; fena halde azar işiteceğim sanırım..

Öğleden sonra öğrencilerim Mehmet Emin ve Burcu çat kapı çıkageldiler. Öğretmen modundan tamamen çıkmış, normal insan görünümünden epey uzaklaşmış bir “kılıkta” kapıda göz göze gelince içeri mi buyur edeyim; gidip üstümü başımı mı düzelteyim bilemedim :) Burcu da nihayet Safiye Sultan’la tanışanlar kervanına katıldı :)

Öğretmen olabileceğimizi “ispat etme (!)” sınavı KPSS’ye 48 saatten az bir süre kaldı :(

Haz 23

Haz 17

Pazartesi günü 10A’dan Mehmet Emin bizim evdeydi, elinde bir kutu meyve suyuyla :) Böylece o da Safiye Sultan’la tanışan 11. öğrencim oldu. Öğleden sonra 11A’dan öğrencim Burcu ile buluştuk. Orda oturduk, burda oturduk, şurda oturduk derken ne çok mekan değiştirdik…

Salı günü öğrenci ziyaretlerim ara vermişti ki bugün 11A’dan üç öğrencimin mesajıyla kendimi KPSS kitaplarının arasından sıyırıp onları karşıladım. Halime, Meftune ve Melike ile akşam üzerine kadar vakit geçirdik.

Hepsini çok özlüyorum. Cuma’dan bu yana onlarla Aydın’da görüşüyor olmak benim için ayrı bir nefes oldu. Üç öğrencimi minibüslerine bindirirken, KPSS’den sonra Ankara’ya gidecek olmama hayıflandılar. Ankara’ya gitmeyin hocam, giderseniz de çok kalmayın, Dalama’ya gelin, festivalde mutlaka Dalama’da olundeyip durdular… Ailemden sonra 75 zincirle daha bağlandım hayatın her bir noktasına :)

Haz 16

ben çok yoruldum
yorula yorula yoğruldum.
şimdi ölsem, tek tek çözülsem;
topraktan geldim, tekrar toprağa dönüşsem!
hayat yordu {beni} toprak yoğursa
yoğrula yoğrula evren dursa!
Haz 14

Bugün öğrencilerime son görevimi yerine getirme günümdü. 10 kişiden oluşan 12. sınıf öğrencilerim ÖSS için Aydın’daydılar. Her biri farklı okullarda sınava girdiler. Ben, sınav yerine yalnız gidecek olan Murat’a refakat ettim. ÖSS sonrası da buluşup yemek yemeye gittik.

ÖSS 2009 için hepsi farklı yorum yapıyordu. Yol boyu edebiyat sorularının çok zor olduğuna dair değerlendirmeler duydum. Benim gençlerin en çok şaşırdığı sadece 1 tane anlatım bozukluğu sorusunun çıkmış olmasıydı :) Ve nihayet sıra, öğrencilerimin ilk kez evime misafir olmalarına ve ismini sıkça duydukları Safiye Sultan’la tanışmalarına gelmişti:

Evim, ilk göz ağrım çiçeklerimle dolup taştı. Annem onları “Evren’in civcivleri” diye karşıladı. Yiyip içip, bit gibi şişmeye devam ettik. Safiye Sultan’ı kahkahaya boğdular. Ege Üniversitesi’ndeki profesörün karşısında neyse benim öğrencilerim, Safiye Sultan’ın karşısında da o’ydular :) Okulumdan ayrılığın etkisiyle içim iki gündür sıkılırken, ÖSS’ye girecek öğrencilerimin evimize misafir olacak olmalarıyla teselli buluyordum. Güzel saatler hızla akıp geçti. Onlara karşı son görevimi de yerine getirmiş olmanın iç huzuruyla yolcu ettim her birini. Eve döndüğümde “bayıldım” dedi Safiye Sultan; “fotoğraflarda görüp sevdiğim öğrencilerine bayıldım…” Annem, e-vren öğrencileriyle tanışmanın kendisinde yarattığı duyguyu bu cümleyle ifade ederken; Muratım’ın, KPSS’ye girerken kullanmam için bana hediye ettiği ÖSS’de kullandığı kalem, silgi ve düzgüsü elimde bakakaldım fotoğraflarımıza…

Haz 13

3 Kasım 2008, 11A sınıfı. Dolanan dilim, titreyen ellerimle karşılarına çıktığım ilk sınıfım. Yedi ay boyunca yaşanacak bir rüyanın ilk günü…

12 Haziran 2009… Gelmesini hiç istemediğim ayrılık vakti gelip çattı tüm ağırlığıyla. Yürekten inanarak yerine getirmeye çalıştığım öğretmencilik’i kağıt üzerinde resmen sonlandırmama saatler kala elimde karnelerle girdim sınıfıma. Her bir öğrencimle çekildiğim siyah beyaz fotoğraflarımızı iliştirmiştim karnelerine. Yaşadığımız ilkler elbet hatırlarında kalacaktı da küçük bir karne hediyesi olarak Evren öğretmenlerinin son bir anısı onlara refakat etsin yol boyu istedim. 9. sınıflarla vedalaşmaya doyamadık, 12′lerle konuşmaya… Hiç kötü anımız yok dedik, varsa da unuttuk. Hepimiz aynı rüyayı gördük, aynı hayali doyasıya yaşadık.

Dönemedim o gün Aydın’a. Fotoğraflar çekildik, dertleştik, geçmiş günleri yad ettik, müzik eşliğinde dans ettik… Hava kararana kadar okulun bahçesinde odun ateşiyle semaver yakıp çay içtik, edebiyat dersi için ezberlenen şiirleri dinledik, ağladık… Çok ağladık…

Akşam, Dalama‘nın eski parkında toplandık. Anneler babalar da gelmişti. Ne çok kalabalıktık, inanamadım. Babalarla helalleştim, ağlayan anneler gördüm, onların KPSS adına hayır dualarına amin dedim. Gecenin geç saatlerine kadar şarkılar, türküler söyledik hep birlikte. e-vren öğrencileri, sadece bana değil, Dalama’ya ilkleri yaşattı dün gece de…

Gece, öğrencilerimin evinde kaldım. Sabah da 10.20′de ayrıldım Dalama’dan… Yüreğim buruk, gözlerim dolu, beynim bir dünya hatırayla bezeli her gün 1 saat 20 dakika katettiğim yolları seyrettim…

Ben, öğrencilik hayatım boyunca birkaç öğretmenim haricinde çoğundan nasıl bir öğretmen olmamam gerektiğini öğrenmiştim. Sahip olamadığım ama yaşamak istediğim öğretmenliği yaşatmaya çalışmıştım hayatımın bu ilk tecrübesinde. Benim canım 75 öğrencim de bana, nasıl bir öğretmen olmamgerektiğini öğrettiler. Öğretmenliğe veda mı bu benimkisi yoksa bir ara mı zaman gösterecek. Ama sınavları aşamayıp, hiçbir zaman atanamasam bile hiç öğretmenlik yapmadım demeyeceğim. Benim 75 e-vren öğrencim var; kendilerine “e-vren’in gençleri” diyen….

Öğrencilerimle çekildiğim tüm fotoğraflardan oluşan albüme aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

Öğretme’nin “E” Hali

« Eski Yazılara Bak