e-günlük

Blog yazarlığında 12 yıl

Bugün 27 Temmuz 2017; kişisel bloğum e-vren günlüğü, internet dünyasında 12 yılı geride bıraktı. Hep iki doğum günüm var derim; biri biyolojik doğum günüm diğeri de dijital dünyadaki doğum günüm. Bütün bir ömrüme dönüp baktığımda istikrarlı olduğum tek konunun blog olduğunu görüyorum. 12 yıllık süreçte blog yazmaktan hiç sıkılmadım; bloğu kapatmayı, blog yazmayı bırakmayı hiç düşünmedim. Herkes farklı şekillerde kendini ifade etme veya rahatlatma yolu seçerken ben, bütün bunların hepsini blog sayesinde yaşayabildiğimi keşfettim ve ona dört elle sarıldım. Devamını Okuyun

e-günlük

Blog Yazarları Çalıştayı 3, Kadir Has Üniversitesinde

2015 yılından beri düzenlenen Blog Yazarları Çalıştayının bu yıl Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü ev sahipliğinde 17 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirileceği haberini paylaşmaktan dolayı çok mutluyum. Üstelik bu defa tam gün sürecek çalıştayın, ilk ikisine kıyasla en kapsamlı ve geniş katılımlı blog yazarları çalıştayı olması planlanıyor. Çalıştaya dair ayrıntılara geçmeden önce teşekkür etmem gereken çok önemli isimler var. Devamını Okuyun

e-günlük

Editörlük atölyesinde ne işim var?

Yayına hazırlanması gereken bir kitap için iki haftadır – bayram tatilini de sayarsak üç haftadır- evden çalışıyorum. 2017 yılının başında da sekiz yüz sayfalık bir kitabın düzeltmelerini (redaksiyon) yapmıştım. Aslında bir edebiyat mezunu olunca ister istemez düzeltmenliğe bulaşıyorsunuz, editörlüğün kıyısında yürüyorsunuz. Bu ikinci kitap çalışması da gündeme gelince, bu işin tekniğini öğreten, eğitimini veren bir yer arayışına girdim ve Notos Kitap’ın bünyesindeki “edebiyat, yayıncılık, felsefe okulu” biçiminde tanımlanan Notos Atölyenin “Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi” karşıma çıktı. (İşin ilginç yanı editörlük üzerine eğitim veren başka hiçbir yer yok. Ama yaratıcı yazarlık kursu isterseniz istemediğiniz kadar çok.) 10 haftadan oluşan ve istenirse 10 hafta da “İleri Editörlük Çalışmaları” ile devam eden atölyeye kaydımı yaptırıp 14 Eylül Perşembe akşamı Semih Gümüş’ün ilk dersiyle yeni bir yolculuğa başladım. Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Mustafa Alnıak: Blog dünyasının yarısı yarış halinde

YouTube canlı yayınında blog yazarlarıyla sohbetlerin on ikincisini 4 Eylül Pazartesi akşamı sevgili Mustafa Alnıak ile gerçekleştirdik. 2012 yılının sonunda blogspot.com’da ilk bloğunu açan Mustafa, çoğunlukla evde ve bilgisayar başında vakit geçiren, benim gibi futbolla hiç alakası olmayan biri. Vaktinin çoğunu kendi bloğunda ve diğer bloglarda geçirdiğini “Boş kaldığım zamanlarda kendi bloğumda çok geziyorum, eski yazılara gidiyorum.” sözlerinden anlamak mümkün.  Hatta bununla ilgili “Boş zamanlarında başka şeyler yapanlar için blog, güzel bir uğraş önerisi olabilir. Haftada bir yazı yazmak için yarım saat ayırmak çok zor değil.” ifadesi çok hoşuma gitti. Mustafa’nın blogla yaşadığını söylediğimde de “Öyle oldu evet. Başka bir amacım yokmuş gibi. Aslında bu, doğru bir şey değil ama dünyam küçük; kitaplardan, filmlerden ibaret.” cevabı beni çok etkiledi. Mustafa kendi halinde ve dünyasında, yazılarını daha çok doğaçlama yazan ve kişisel blog konusunda kendi doğruları olup ne yaptığının farkında olan bir blog yazarı.  10 yıl sonra da blog yazmaya devam edip etmeyeceğini sorduğumda kesinlikle devam etmeyi düşündüğünü söyleyen Mustafa’nın bloglar adına söyleyecek daha çok sözü var: Devamını Okuyun

e-günlük

97’den beri değişmeyen tek şey: Yalnızlığım

Uzun bir süredir derin bir yalnızlık içindeyim. Üstelik bu benim gizlemeyip zaman zaman dillendirdiğim bir durum. Son aylarda bu yalnızlık duygusunun ağırlığının arttığını düşünüyordum ki 1997 yılında tuttuğum günlüğün sayfalarına da kendimi çok yalnız hissettiğimi yazdığımı gördüm. 20 yılda hiç mi değişmemiş bu yalnızlık? Bu zaman zarfında benim küçük memleketim Aydın’dan ve kalabalık ailemden ayrılıp Türkiye’nin en kalabalık ama en yalnız şehri İstanbul’a gelince mi belirginleşti bazı şeyler? Biraz daha derinleştireyim mevzuyu: Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

“Blog yazarı olmayan” yeni okuyucuya nasıl ulaşabiliriz?

Fatma Erdem’le geçen hafta YouTube’da yaptığımız canlı yayın sohbetimiz sırasında konu blogları, çoğunlukla yine diğer blog yazarlarının okuduğu görüşüne gelmişti. Blogların artık daha az okunması sorunundan çok, blog okuma kültürüne sahip olmayanlara nasıl ulaşılacağının tartışılması gerektiği üzerinde durmuştuk. Sahiden de öyle. Mesele blog yazarlarının birbirini takip etmesi olmamalı, asıl mesele internet kullanıcılarının blog okuma oranının nasıl artırılacağı olmalı. Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Fatma Erdem: Blog sayesinde aslında yazabildiğimi keşfettim

YouTube canlı yayınında blog sohbetlerinin 11.sini 2005’ten beri blog yazarlığı yapan ve İlk Türkçe Bloglar listesinde de yer alan Fatma Canbulat Erdem ile gerçekleştirdik. Ankara’da bir devlet kurumunda çevre mühendisi olarak çalışan iki çocuk annesi Fatma Erdem, “Mavi Anne” olarak da anılıyor çünkü bu rumuzla Temmuz 2008’den beri mavianne.blogspot.com.tr‘de yazıyor. Bu konuda da yayında şu ilginç açıklamayı yaptı: “İki oğlum olmasına rağmen blogda bebek ve annelik üzerine hiçbir zaman yazı yazmadım. Bu sebeple bir dönem keşke mavinin peşine anne kelimesini eklemeseydim diye bir pişmanlığım oldu ama mavianne rumuzunu değiştirmeyi de düşünmedim.” Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Herkesin olduğu sosyal ağlarda aslında “hiç kimse”yiz

Blog, dijital kimliğinizi dilediğiniz şekilde inşa edebileceğiniz -bana göre- en doğru ve sağlıklı yol. Sosyal ağlarda kişisel profilinizle yer alsanız bile o mecralarda herkes, aslında “hiç kimse”dir. Bu hiçkimseliği kırmanın en etkili yolu tamamen sizin inşa ettiğiniz bloğunuz. Yıllardır bunu farklı şekillerde defalarca dile getiririm. Blog yazarları çalıştaylarında, YouTube canlı blog sohbetlerinde de bir bloğa sahip olmanın önemini her seferinde vurguluyoruz. Devamını Okuyun