e-günlük

Blog yazarlığında 12 yıl

Bugün 27 Temmuz 2017; kişisel bloğum e-vren günlüğü, internet dünyasında 12 yılı geride bıraktı. Hep iki doğum günüm var derim; biri biyolojik doğum günüm diğeri de dijital dünyadaki doğum günüm. Bütün bir ömrüme dönüp baktığımda istikrarlı olduğum tek konunun blog olduğunu görüyorum. 12 yıllık süreçte blog yazmaktan hiç sıkılmadım; bloğu kapatmayı, blog yazmayı bırakmayı hiç düşünmedim. Herkes farklı şekillerde kendini ifade etme veya rahatlatma yolu seçerken ben, bütün bunların hepsini blog sayesinde yaşayabildiğimi keşfettim ve ona dört elle sarıldım. Devamını Okuyun

e-günlük

On yıl aradan sonra tekrar üniversiteliyim

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık lisans programına bugün kaydımı yaptırarak on yıl sonra tekrar üniversite öğrencisi oldum ;) Aslında beş yıl önce İstanbul’a taşındığımdan beri bu “sınavsız ikinci üniversite” hakkından faydalansaydım şimdiye çoktan mezun olacaktım. Ancak bazı şartların oluşması gerekiyordu, çoğu konuda karışık olan kafamın da netleşmesi… Amacım, iki diplomalı biri mi olmak yoksa aylık akbil ücretini öğrenci tarifesi üzerinden ucuza getirip dört yıl kâr etmek mi? Açıklayayım: Devamını Okuyun

e-günlük

Devletşah Özcan: Bloğa hâlâ âşığım

Devletşah Özcan‘la 20 Eylül Çarşamba akşamı YouTube canlı yayında bloğu ve bloglar üzerine sohbet ettik. Mart 2005’te başladığı blog yazma macerasına hâlâ devam ediyor ve bu özelliği itibarıyla Türkiye’nin en eski blogları arasında yer alıyor. Devletşah, bunca yıldır yazdığı, güncel kaldığı  ve diğer bazı özelliklerinden dolayı çoğu blogdan ayrıştığı halde kendisini profesyonel blog yazarı olarak görmediğini dile getirdi. 53 dakika süren canlı yayının tamamını aşağıda paylaştım, yukarıda da yayının 13 dakikalık bir özetini yayımladım. İlginç ayrıntıların yer aldığı, zaman zaman şaşırdığım şeyler duyduğum bir sohbet oldu. O sohbetten iki ayrı videoyu daha aşağıda yazının içine yerleştirdim. Devletşah’ın keyifli sohbetinden öne çıkan notlar şöyle: Devamını Okuyun

e-günlük

İstanbul’da beş yılı geride bıraktım*

Tam beş yıl önce bugün, çalışmak ve yaşamak için İstanbul’a geldim. Sabah saatlerinde Aydın’ın eski otogarından otobüs geri geri çıkarken en ön koltuktan anneme, kardeşlerime ve beni uğurlamaya gelenlere el sallıyor, çıktığım bu yeni yolculuğun yeni bir hayat mı yoksa kısa süreli bir deneyimden mi ibaret olacağını kestiremiyordum. Esenler Otogarına üç bavulla ayak bastığımda gün neredeyse sonlanmak üzereydi, beni yeğenim Ali Rıza ve arkadaşım Ahmet karşıladı. İlk durağım birkaç ay yaşayacağım Güngören Haznedar’daki evdi.  Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

Atıf Ünaldı’yla blogları konuştuk

Atıf Ünaldı‘nın Medyascope.tv’de bugün başlayan Netizen adlı programının ilk konuğuydum. Cumartesi günü beni arayıp “Salı napıyorsun?” diye sordu. Blog Yazarları Çalıştayı için beklenen toplantıyı yapacağımızı söyleyecek zannettiğim için “Olur tabii Atıf ağabey” demiş bulundum. Hemen ardından yeni bir programa başladığını ve beni konuk olarak almak istediğini söyleyince o an kalakaldım. Aylardır 16 blog yazarıyla yirmi saate yakın YouTube canlı yayını yapmışım, internet üzerinden yayımlanacak bir canlı yayın programı için niye bu kadar heyecanlandıysam? Mesele aslında Atıf Ünaldı’nın kendisiydi. Çünkü Atıf ağabeyin içinde bulunduğu her durum beni inanılmaz heyecanladırıyor. 14 Temmuz 2016 tarihinde onunla Şişli’deki otelin lobisinde söyleşi için ilk defa bir araya gelme sürecimizi de yazmıştım, hâlâ unutamam o gün yaşadığım heyecanı. Sonrasında 2. Blog Yazarları Çalıştayına katıldı ve beraber çok keyifli bir gün geçirdik. Buna rağmen cumartesi gününden beri uyuyamadım, epey sancılı geçti üç gün. Bir an evvel salı gününün gelip yayının gerçekleşip bitmesini istedim. Yayın saati 13.00’tü ve ben tam 1 saat önceden oradaydım. Sanırım geç kalacağım telaşıyla gün boyu attığım bütün adımlar programın yapılacağı yerde bir saat erken olmamı sağladı. Atıf ağabey henüz gelmemişti, bir taraftan çayımı içerken diğer yandan bloglarla ilgili notlarımı düzenledim, yeni birkaç şey yazdım. Ve Atıf ağabeyin gelmesiyle kendimi stüdyoda buldum. Onun, yayına hazırlanma sürecindeki o kısacık zaman diliminde benimle sohbeti ve yayın esnasındaki ses tonu, rahatlatıcı tavrı zamanın nasıl geçtiğini anlamamamı sağladı. Rahat mıydım, kesinlikle değildim ve bu, tamamen benimle ilgili bir sorun. Yayını seyredince “Allah Allah, sakin sakin amma konuşmuşum.” dedim ama gelin bir de onu bana sorun, resmen içim yıkılıyordu. Hem yayının tamamını aşağıdan seyredebilir hem de yazılı hafıza kalması adına aşağıda paylaştığım yayından notlarımı okuyabilirsiniz.  Devamını Okuyun

e-günlük

Blog Yazarları Çalıştayı 3, Kadir Has Üniversitesinde

2015 yılından beri düzenlenen Blog Yazarları Çalıştayının bu yıl Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü ev sahipliğinde 17 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirileceği haberini paylaşmaktan dolayı çok mutluyum. Üstelik bu defa tam gün sürecek çalıştayın, ilk ikisine kıyasla en kapsamlı ve geniş katılımlı blog yazarları çalıştayı olması planlanıyor. Çalıştaya dair ayrıntılara geçmeden önce teşekkür etmem gereken çok önemli isimler var. Devamını Okuyun

e-günlük

Editörlük atölyesinde ne işim var?

Yayına hazırlanması gereken bir kitap için iki haftadır – bayram tatilini de sayarsak üç haftadır- evden çalışıyorum. 2017 yılının başında da sekiz yüz sayfalık bir kitabın düzeltmelerini (redaksiyon) yapmıştım. Aslında bir edebiyat mezunu olunca ister istemez düzeltmenliğe bulaşıyorsunuz, editörlüğün kıyısında yürüyorsunuz. Bu ikinci kitap çalışması da gündeme gelince, bu işin tekniğini öğreten, eğitimini veren bir yer arayışına girdim ve Notos Kitap’ın bünyesindeki “edebiyat, yayıncılık, felsefe okulu” biçiminde tanımlanan Notos Atölyenin “Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi” karşıma çıktı. (İşin ilginç yanı editörlük üzerine eğitim veren başka hiçbir yer yok. Ama yaratıcı yazarlık kursu isterseniz istemediğiniz kadar çok.) 10 haftadan oluşan ve istenirse 10 hafta da “İleri Editörlük Çalışmaları” ile devam eden atölyeye kaydımı yaptırıp 14 Eylül Perşembe akşamı Semih Gümüş’ün ilk dersiyle yeni bir yolculuğa başladım. Devamını Okuyun